TÜRK DÜNYASININ PARLAYAN YILDIZI
İki devlet bir millet olduğumuz ateşler ülkesi, Bakü’de kar yağsa Samsun’da, Yozgat’ta, Ankara, İstanbul’da… Üşüdüğümüz; derdi ile dertlendiğimiz, sevinci ile mutlu olduğumuz, Ganire Paşhayeva gibi yiğit kadınları Türk Dünyası’na hediye eden coğrafya, kadim tarihiyle Kafkasya’daki Aziz Ülke, Can Azerbaycan selam olsun sana. Selam olsun Türk Dünyasına…

Türk Dünyasının Müzik Dili Olur Mu?

 

Azerbaycan Türkçesi, gerek kelime hazinesi, naifliği, müziğe uygunluğu gerekse gönle hoş gelen anlam derinliğiyle  son zamanlarda Türk Dünyasında bilinirliğini günden güne arttırıp dikkatleri üzerine çekiyor. Bir Türkiye Türkünün Azerbaycan Türkünü rahatlıkla anlaması yine Azerbaycan Türkünün Türkiye Türkünün kelime hazinesine sahip olması, Azerbaycan müziğinin ülkemizdeki popülerliğini yılda yıldan arttırmış.

Ahmed Cevad’ın yazdığı Üzeyir Hacıbeyov’un bestelediği Azeri’nin icrasıyla zirveye ulaşan “Çırpınırdı Karadeniz” hangi Türk’ün yüreğine dokunmaz?

“Aziz Dostum” ya da “Axtarma Meni” eserlerini gelin bir de Habil Mammadov ve talebelerinden dinleyin. İrade Mehri’nin “Bir Garip İnsan” namesiyle ayrılığı, Üzeyir Mehdizade’nin “Her Şey Yahşı Olar.” ı ile umudu, Şebnem Tovuzlu’nun “Gadasını Alaram”, Vefa Şerifova’nın “Kurban Olum”, Nefes’in “Aycan” parçalarıyla aşkın masumiyetini, sevilen ne yaparsa yapsın vaz geçmemeyi, Xayale Tovuzlu’nun “Geceler Gapkara Zulmet” parçasıyla aşkın imkansızlığını ve yalnızlığı,  Alia Ria’nın “Kişiler” mahnisi ile boş boş konuşanlardan bıkkınlığı… tüm ruhunuzla hissedebilirsiniz. Yine son zamanlarda Cahan’ın “Dillere Düştüm” ve “Gel Gel” parçaları Türkiye’de dinlenme rekorları kırıyor. Her ne kadar fazla tanınmasa da sesiyle müziği ile Nesrin Alev Azerbaycan müziğinin yıldız adaylarından birisi…Azerbaycan, artık Azerbaycan Türkçesiyle eserlerini icra eden bir çok sanatçı yetiştiriyor. Azerbaycan Türkçesi ile yapılan müzikler Rusça’ya çevrilip Türk lehçelerine de aktarılıyor. Rus sanatçılar Azerbaycan Türklerinin yaptığı müziği ilham alıyor. Yıllarca baskı ile Azerbaycan Türküne dayatılan Rus kültürünün, etkisini yitirip Azerbaycan Türkünün müziğini Rusların benimsemesi önemli bir dönüm noktası. Türkiye’deki sözde sanatçılar, küfürlü, kadını aşağılayan,  gençleri uyuşturucuya, alkole, mafyaya özendiren sözde müzik yapıp köpek gibi “hav”larken, Türkiye Türkçesinin seviyesini yerlerde süründürürken Azerbaycan Türkçesi ile yapılan müzikler tüm ihtişamıyla Türk Dünyasının ortak müzik dili olma yolunda ilerliyor. Azerbaycan Türkçesi, müzik diliyle gönüllere dokunuyor; Türk’ün ruhunu doyuruyor. Ve Azerbaycan Türkü sanatçılar, Türkiye’deki sanatçılar gibi ulaşılmaz değil. Çünkü sanatı para için değil önce sanat için yapıyorlar. Azerbaycan Türkü sanatçıları düğünlerde, toylarda halkla iç içe görebilirsiniz.

 

Türkiye’deki Azerbaycan

 

Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Mammadov renkli bir kişilik. Azerbaycan Büyükelçiliğini de Türk Dünyası Büyükelçiliklerini de yıllardır takip ediyorum ama Sayın Mammadov klasik büyükelçilere benzemiyor. Büyükelçilerin o bürokratik soğukluğundan uzak; sıcak, samimi, konuksever, sanatçı ruhlu. Ülkesini Türkiye’de en iyi temsil etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Bir bakıyorsunuz, bakanlarla, bakan yardımcıları ile bir arada ortaklaşa neler yapılabiliri istişare ediyor, bir bakıyorsunuz milletvekilleri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri, bilim insanları, bürokrasinin önde gelenleriyle beraber;  bir bakmışsınız sanatçılarla yazarlarla bir arada… Azerbaycan Büyükelçisi, Büyükelçilikte konuk ağırlıyor, kurumlara konuk oluyor. Sayın Büyükelçi, aldığı her nefeste Azerbaycan’ı Türkiye’de en iyi şekilde nasıl temsil ederim derdinde.

 

Azerbaycan Medeniyet Merkezi

Azerbaycan Büyükelçiliği bünyesinde Samir Abbasov başkanlığında Azerbaycan kültürünü, sanatçılarını Türkiye’de tanıtmak için kurulmuş Azerbaycan Medeniyet Merkezi. Diğer Türk ülkeleri büyükelçiliklerine örnek gösterilecek bir kuruluş. Ankara’da Azerbaycan adına hangi kültür ve sanat çalışması varsa bu merkez önderliğinde. Samir Bey,  bir bakıyorsunuz halk dansları ve müziği gecesi düzenlemiş, salonları tıklım tıklım doldurmuş, bir bakıyorsunuz “Ahmet Cevad’ın Hayatını ve Edebi Eserleri”ni Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarma çalışmalarını başlatmış, bir bakıyorsunuz Büyükelçisi gibi üniversite rektörleriyle, edebiyatçılarla; bir bakıyorsunuz Opera ve Bale Genel Müdürü’yle, bir bakıyorsunuz Gazi Üniversitesi’yle “Azerbaycan Türkçesi” dil kursları düzenlemiş… Samir Abbasov karınca gibi çalışkan, maaşallah durmak, yorulmak bilmiyor…

 

Zengezur Halk Dansları ve Sanat Topluluğu

 

Koordinatörlüğünü ve Eğitmenliğini Gülçehre Sarısu Sagu’nun yaptığı topluluk, Azerbaycan Halk Dansları ve Sanat Topluluğu olarak yıllarca varlığını sürdürmüş. Şimdi Azerbaycan Büyükelçiliği bünyesindeki Azerbaycan Medeniyet Merkezi’ne bağlı. Adı da Zengezur Halk Dansları ve Sanat Topluluğu olarak değişmiş. Gülçehre Hanım, işinin sorumluluğunda. Nezaket timsali, insani ilişkileri son derece iyi ama bir o kadar da disiplinli, tavizsiz bir Türk Hanımefendisi. Azerbaycan Halk Dansları’nın öğretilmesi heyecanını gözlerinden okuyabilirsiniz. Gülçehre Hanım, Azerbaycan’ın Türkiye’deki en önemli kültür elçilerinden.

En sona tanımaktan onur duyduğum Shahla İbişhova Hanım’ı sakladım. Shahla Hanım hem Azerbaycan Türkünün hem Türk kadınının en temiz en saf bir o kadar da becerikli hali. Shahla Hanım, araştırmacı-yazar, aynı zamanda akademisyen. Shahla Hanım Türk gencinin nasıl olması gerektiğinin en güzel örneği. Azerbaycan’la ilgili her faaliyetin içinde görebilirsiniz Shahla İbişhova’yı. İbişhova, bir bakmışsınız geceyi muhteşem üslubuyla sunuyor, bir bakmışsınız tiyatro oyununda dış ses, bir bakmışsınız kitap standında konukları misafir ediyor… Daha önünde uzun yıllar var, Shahla Bacım, inşallah çok güzel yerlerde olursun, inşallah hem Azerbaycan’a hem Türkiye’ye hem de Türk Dünyasına nice güzel hizmetlerin olur. Senin gibi Azerbaycan kültür elçileri hep var olsun.